divx film izle - hd film izle - sağlık bilgileri


Çocukluğumdaki istanbul kitap özeti kısa içerik

Sayfa sayısı : 4
Kaynakçası : Yok
Doküman türü : Microsoft Word

Bu bölümde anlatılanlar o yılların böylesine kolay ve rahat geçmediğiydi. Eğer fazlasıyla savaşmış ve savaşın etkilerinin hala gözlendiği bir devlet içinde barınıyorsanız birçok şey normalden farklıdır. Evlerde türküler yerine marşlar söylenir, eş dost, akraba birbirlerine yakın ve bir arada yaşardı. Savaşların fazlasıyla etkilediği Osmanlı Devleti’nde çocuklar kendilerini tedirgin eden düşüncelerden okul ile birlikte az da olsa arınırlardı. Kız çocuklarının sadece camdan izlemekle yetindiği sokaklarda oynayan çocuklar havanın kararmasıyla tekerlemeler söyleyerek evlerine girerlerdi. Evlerde genellikle soba bir odada kurulu olduğu için mutfak ve diğer odalar mangal ile ısınırdı. Akşam yemeklerinden sonra evin büyüğü kahvesini içerken, evin annesi de örgü örerdi. Savaşın etkilediği toplumda maddi bir refah yoktu fakat insanlar arasında sevgi, saygı, hoşgörü, samimiyet vardı. İnsanlar günün her anında birbirlerine güzel sözler söyler, iyi temennilerde bulunurlardı. Örneğin; babalar kızlarını eşlerine “Uğurlu, kademli olsun “ diye teslim ederdi. En küçük bir alışverişte esnaf “Bereket versin “ der, müşteri de “Bereketli olsun” diye cevaplardı. Misafirler sevilir, iyi şekilde ağırlanmaya çalışılırdı. Komşular birbirlerine bağlı ve yardımseverdi. Birbirlerinin ölüm, eğitim, hastalık dahil hemen her konuda birbirlerine yardım ederlerdi. Yaz günleri peykede oturan misafirlerle sohbet edilirdi. Evlerde edep, mahviyet, cömertlik, misafirperverlik görülürdü. Azınlıklarla iyi geçinilirdi o dönemde. Bir ayrım yaşanmazdı Rum ve Ermenilerle. Gazete dağıtımı yapanlardan bazıları Rum idi. Kuyumculuk yapan Ermeniler vardı. Aralarından okumuş, doktor olanlar da vardı. Hastalık durumlarında ayrım yapmadan insanlarımıza yardım ederlerdi. Birbirleri gibi inanmasalar da insani ilişkiler güzel sürdürülürdü. O yıllarda evde üretim çok fazlaydı. Salçalar evde yapılır, börekler, kurabiyeler evde hazırlanırdı. Şimdiki gibi evlerde fırın olmadığından çarşı fırınına götürülüp pişirilirdi. Elbiseleri anneler diker, küçülenleri küçük kardeşe göre yapardı. Ağzı kapalı bakır sahanlarda ortaya gelen yemeği, bütün aile sofranın başında toplanıp, neşe ile yer, şükür ile kalkarlardı. Trafik olmadığı için herkes evine ve yemeğe vaktinde gelebilirdi. O dönem fazla müzik çeşidi olmadığından, gramofonlardan ve radyolardan belli başlı şarkılar dinlenir, Dede Efendi iyi tanınırdı.

[Kitap özeti indir]
sağlık