Yılkı atı kitap özeti kısa içerik
Sayfa sayısı : 2Kaynakçası : Yok
Doküman türü : Microsoft Word
Bir köy düşünün ki kış gelmek üzere ama susuz geçen bir baharın sıkıntılarını yaşayan insanlar olsun içinde. İşte böyle zamanlarda köylüler ellerinde bulunan atlardan en işe yaramazını seçer, yılkılık diye adlandırır, sonrada vahşi doğanın ellerine bırakırlar. Bundan sonrası ise yılkılığın doğayla mücadelesinin sonucuna bağlıdır. Eğer bu yılkılık zor hava şartlarına dayanır, kurda kuşa yem olmaz,uzun ve sert bir kışı geride bırakıp,hayatta kalmayı başarırsa baharla birlikte köye tekrar döner. İşte o zaman sahibi atı tekrar ahıra kabul eder. Bu köyde de durum aynıdır. Kış gelmek üzeredir ama susuz geçmiş bahar ne verimli bir hasat,ne de bu hasadı satıp para kazanacak bir fırsat sağlamıştır köylüye. İbrahim Efendi de küçüklükten bu yana beslediği atı,Doru Kısrağı yılkılık seçer. Halbuki bu at,yıllar önce ilçe yarışlarına sokup birinciliklerinden para kazandığı,sayesinde altın bir beş yıl geçirdiği,her şeyden koruyup, evladı gibi baktığı,diğer hayvanların rızkından kesip ona yedirdiği ,beli incinir diye binmediği bir attır zamanında. Kısacası Doru’nun da padişahlık devri kısa sürer ve o da yılkılıklardan biri olur. İbrahim Efendi çocuklarından Doru’yu tepede bırakıp sonrada dönmelerini ister. Mustafa ,Hasan ve kız kardeşleri için bu gerçekten zordur. Çünkü çocuklukları Doru ile geçmiş, Doru da onlara çok alışmıştır. Çocuklar her ne kadar zor olsa da Doru’yu tepede bırakıp dönerler ama kısrak her seferinde tekrar döner. Doru pes etmeyip her seferinde geri dönse de durum değişmez. Doru gün geçtikçe daha yorgun düşer ama ahıra dönmekten vazgeçmez çünkü geride sıcak bir yuva,bir de yavrusu Al Kısrağı bırakmıştır. Onun için hayatta kalmalıdır. Al Tayı İbrahim Efendi dışarı çıkarmamaya başlar çünkü Doru’nun onu hemen bulacağını düşünür. İbrahim Efendi her ne kadar üzülse de başka bir çaresi olmadığını düşünür. Alsan alınmaz ,satsan satılmaz deyip durur.
[Kitap özeti indir]