divx film izle - hd film izle - sağlık bilgileri


Esirşehrin insanları kitap özeti kısa içerik

Sayfa sayısı : 11
Kaynakçası : Yok
Doküman türü : Microsoft Word

« Teslim olmak başka şey , esir düşmek başka ; Seni sevmek başka şey hürriyet , uğrunda dövüşmek başka ! » Barselona’dan Midilli adası önlerini on beş günde zor tutan, çaptan düşmüş, eski bir şileple üzerinde kuru yemiş yazan sandıklarda, Bolşeviklere yenilmiş Vrangelin beyaz ordularına kaçak silah götürülmüş, aynı şileple Abdülhamid’in yükünü tutmuş vezirlerinden Selim Paşa’nın oğlu mirasyedi Kâmil Beyle, karısı Nermin Hanım İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır. Kâmil Bey karısına hissettirmeden deniz üzerinde serseri mayın gözetler. 1914 savaşı başladığı sırada Saint Tropez’de bir İspanyol ahbabının yanında kalmışlardır. Kâmil Bey savaşa başlarken olayları gözden geçirmiş son altı yılda memleketin 10 Temmuz Meşrutiyet ilanı, 31 Mart olayı gibi iç sarsıntılarla, Trablus, Balkan gibi utandırıcı yenilgiler gördüğünü ve bu uluslararası boğuşmadan yurdunun hiç bir çıkarı olmadığını, tersine uzun süredir İmparatorluğu aralıksız tartaklayan Batılı büyük devletlerin kıyasıya kapışmasını fırsat bilip kendisini toparlamasının akıllıca olacağını düşünmüştür. Bu açıdan bakılınca Osmanlı İmparatorluğu mutlaka savaş dışı kalmalıydı. Kâmil Bey bu hesaba uyarak İspanyol dostu prensin Kardobadaki şatosunda sonbaharı birlikte geçirme teklifini de hiç duraksamadan kabul etmişti. Osmanlı İmparatorluğunun 1915’de savaşa balıklama girdiğini şatoda öğrendi. Akdeniz’deki İngilizlerden kaçarak Çanakkale’ye sığınan iki Alman zırhlısı , o sırada bir sandal bile ısmarlayamayacak durumda bulunan Osmanlı İmparatorluğu tarafından satın alındığına dair itilaf devletlerinin ( İngiliz-Fransız-Rus ) inanmış görünmesi ve gemilere Yavuz ve Midilli adları konularak Türk bayrağı çekilmesnin üzerinden çok geçmeden bu gemiler Karadeniz’e açılıp oradaki Rus limanlarını top ateşine tutmuşlardı. Böylece temelleri çatırdayan Osmanlı İmparatorluğu zorla Almanya’nın yağma savaşına boylu boyunca sokulmuştu. Savaşa girildikten iki gün sonra Kâmil Bey Madrid büyük elçiliğine baş vurarak durumunu öğrenmek istedi. Elçi, rahmetli babasının dostlarındandı. Kâmil Bey’in Fransızcayı ana dili gibi konuştuğunu sonrada Oxford’u bitirip İtalya’da yıllarca çalıştığını, İspanyolcayı da rahat okuyup konuştuğunu biliyordu. Ona elçilikte tercüman olarak kalmasını teklif etti, oda parasız olarak görevi kabul etti. Üstelik eşinin doğumu yaklaşmıştı. Madrid’deki bir konağa yerleştiler. Sarıkamışta doksan bin kişilik orduyu kaybeden Osmanlı İmparatorluğu Kutülamere’de İngilizi bozup generalini tutsak almıştı. Tih çölünü aşıp Süveyş Kanalı’na dolaşmaya başlamıştı.Savaş cehennemi hızla sürüp gidiyor, Alman-Avusturya, Alman-Bulgar takımlarının pes etmesine doğru dolu dizgin ilerliyordu. Yinede kimse barışa yanaşmıyordu. 1917 Mart’ında iç yüzü pek anlaşılmayan bir devrim patlak verdi Rusya’da, gelişip yayıldı ve sonunda Anadolu’nun büyük bir parçasını yuttuğundan kimsenin şüphesi kalmayan Çar orduları dağılıp topraklarımızdan çekildiler. Arkadan Birleşik Amerika Almanya’ya karşı savaşa girdi. Bu arada Kâmil Bey’in emlaktan gelen paralar kesildi. İstanbul’daki mülklerini ve karısına aldığı elmasları ucun ucun satarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. Mondoros Mütarekesi imzalanıp Osmanlı İmparatorluğu pes edince Kâmil Bey’in para durumu tepe taklak oldu. Memleketten İttihatçı komandolar sıvışmış, işgal altındaki İstanbul’da savaş zenginleri birer köşeye sinip, çarptıkları paraların üzerine oturduklarından ortada emlak alıcısı kalmamıştı. 1919’da yüzde yüz barış beklenirken Yunanlıların İzmir’e asker çıkardıkları ve vuruşmaların başladığı öğrenildi. Kâmil Bey önce Londra’ya oradanda Paris’e atlayıp dayanılmaz bir hal alan para sıkıntısına bir çare ardı. Avrupa alt üst olmuştu. Savaşı kazananlar talan peşine düşmüşlerdi. Kâmil Bey bir süre daha Madrid’de şaşkınlık içinde oyalandı. Sonunda durmanın yararsızlığını anlayarak varını yoğunu satlığa çıkarıp Barselona’dan kendini ve eşini bir külüstür şilebe attı. Geminin salonunda Kâmil Bey’in kızı Ayşe, sofranın şeref koltuğunda oturuyordu. Kaptan, yemekte Bolşevikler’den söz açtı sonra birden lafı Türkiye’ye getirip Kâmil Beye sordu :

[Kitap özeti indir]
sağlık