Avrupa yeni yapılanırken TÜRKİYE kitap özeti kısa içerik
Sayfa sayısı : 3Kaynakçası : Yok
Doküman türü : Microsoft Word
KİTABIN YAZARI Dr. Heinz KRAMER (Çeviren Nilay GÜLESER),Dr. Josef JANNİNG (Çeviren Emrehan ZEYBEKOĞLU), Jannis A.EMMANOULİDİS (Çeviren Süheyla ABABAY),Prof.Dr. Atilla ERALP, Turan MORALI,Gareth M.WİNROW (Çeviren Emrehan ZEYBEKOĞLU) YAYINEVİ VE ADRESİ Friedrich Ebert Vakfı Yayını P.K. 112 80691 BEŞİKTAŞ BASIM TARİHİ 1997 KİTABIN YAYIM MAKSADI Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmesi sürecindeönemli bir adım olan ve 1996 yılı başından itibaren yürürlüğe giren gümrük birliği, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusun- daki tartışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. Öte yandan, soğuk savaş sonrası dönemde orta ve doğu Avrupa'nın yapılanmasını önemli ölçüde belirleyen bir diğer faktördür. Avrupa'nın yeniden yapılanma sürecinde ekonomik ve Politik konular kadar güvenlik politikaları (Örneğin NATO'nun genişlemesi)'da önemli bir rol oynamaktadır. Konunun hassasiyeti, Avrupa Kimliğinin tanımı konusunda çıkan çeşitli görüş ve tartışmalarda farklı boyutlarla ortaya çıkmaktadır. Friedrich Ebert Vakfı, yayınladığı bu kitap ta Avrupa'nın yeniden yapılanması sürecindeki tartışmalara tarafsız bir katkı yapabilmeyi amaçlamaktadır. Avrupa politikasının ve Türkiye-AB ilişkilerinin çeşitli boyutlarını ele alan bu çalışma, Friedrich Ebert Vakfı'nın 1996 yılında düzenlediği üç ayrı toplantıda sunulan tebliğlerden derlenmiştir. KİTABIN ÖZETİ : AB hukuki ve siyasi açıdan Monolitik bir yapı değil, daha ziyade “Üç Ayak” üzerinde duran politik bir çatı görünümündedir. AB’yi şekillendiren Maastricht anlaşması, Avrupa Topluluğu’nu,Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’nı ve Adalet, İç İşleri Alanlarındaki iş birliğini birleştirmektedir. Bu arada, Avrupa Topluluğu’nun da üç ayrı anlaşmadan meydana gelen bir kurum olduğunu unutmamak gerekir. Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ile Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (AURATOM), dolayısıyla kamu oyunda kısaca AB ile ifade edilen kurum, aslında hukuk ve siyasi açıdan çok karmaşık ilişkilere dayanan bir yapıdır. Önümüzdeki 10 ile 20 yıl içinde üye sayısının iki katına çıkma ihtimali karşısında, AB’nin başta 6 ülke için öngörülen kurumsal çerçevesini ve karar mekanizmalarını köklü biçimde gözden geçirme ve değiştirme gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Aksi takdirde, AB bugün 15 üye ülke ile olduğundan çok daha hantal bir yapı haline gelme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca, genişleme esnasında , topluluğun ekonomik alanındaki bütünleşme sürecinde ortaya çıkması beklenen sorunlara da şimdiden önlemler almak gerekecektir. Bu gün bile 15 üye ülkenin ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayacak politikalar üretmek ve uygulamak hiç de kolay değildir. Örneğin, AB Ülkelerinde, çevre, sağlık vs. gibi konulardaki “Farklı alışkanlıklar ve davranış kalıpları, malların serbest dolaşımında herkesin uyduğu ortak kuralların uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Artan üye sayısı ile birlikte, ülkeler arasında var olan bu farklılıklar artacak ve karar mekanizmalarının tıkanması ihtimali yükselecektir.” Bu bağlamda ele alındığı Hak’ın Maastricht anlaşması’nın dar anlamındaki revizyonunu aşan bir görevi vardır. Hak’ın amacı, AB’nin kurum ve prosedürlerini daha şeffaf ve daha demokratik bir hale getirmek ve böylece AB karar ve eylemlerini kamoyu için daha iyi anlaşılabilir kılmaktadır. Geniş katılımlı bir AB’nin politik kararları, üye ülkeler tarafından da benimsenmelidir. Avrupa Birliğinin Avusturya, İsveç ve Fillandiya’yı da içine alacak şekilde genişlemesi, kurumsallaşma ve karar mekanizmaları açısından AB’yi ciddi olarak etkilememekle birlikte, dış politika ve güvenlik politakası alanlarında ikinci ayaktaki performansını önemli ölçüde etkilemiştir. 1989’daki tarihi dönüm noktasından sonra Doğu’ya doğru genişleme, Avrupa bütünleşmesinin gerçek sınavı olacaktır. Bu anlamda, belirli aktör ve faktör gruplarını unutmamak gerekir. Her şeyden önce, Orta ve Doğu Avrupa’nın reformcu devletlerini bütünleştirmek, AB’nin yeni üyelerinin çıkarınadır. Genellikle yeni üyeler, henüz üye oldukları kulübün daha fazla genişlemesi konusunda pek istekli davranmazlar. Ancak. Avusturya ve söz konusu iki İskandinav Ülkesi, aktif bir Doğu’ya genişleme politikası izleyeceklerdir.
[Kitap özeti indir]