Hedef Türkiye kitap özeti kısa içerik
Sayfa sayısı : 185Kaynakçası : Yok
Doküman türü : Microsoft Word
Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU Mayıs 2001, Kadıköy Prof.Dr Oktay Sinanoğlu, dünyanın en genç yaşta profesör olmuş kişisi ve Nobel adayıdır. DAYATMALAR KÂBUSU Bugünlerde hep, yıllar önce gördüğüm bir kâbusu hatırlıyorum. 1960'lardaydı. Bir gece, ateşim de çıkmış, baygın gibi uyuyakalınca bir kâbus gördüm. Korkulu rüyamda kendimi 40 yıl sonra İstanbul'da buldum. Zaman değişmiş, sokakta yürüyorum, tüm dükkân isimleri İngilizce. Girip bir dükkâna sordum: - Hayrola, bu dükkân kırk yıl evvel de vardı, ne oldu? Güzel bir isminiz vardı; Gül Bahçesi gibi bir şey. Şimdi Beauty Land olmuş. Yoksa el mi değiştirdi? Yeni sahibi Amerikalı mı? - Hayır, dedi dükkâncı, o zaman babam vardı, ben oğluyum. - Peki, bir çok iş yerinde de böyle adlar fark ettim. Tuhafıma gitti, yıllardır burada yoktum da. Muhatabım, yarı, İngilizce adları garipsediğime şaşırır, yarı da hafif hüzünlü bir ifâdeyle izah etti, eksik olmasın: - Ben okuldayken bir 'Kolej', bir 'Anatolia (Anadolu) Lisesi' furyası başlamıştı; herkes çocuğunu, Türkçe ile eğitim yerine tüm derslerin İngilizce olarak verildiği okullara göndermeğe can atıyor, çoluk çocuk, giriş sınavlarına hazırlanıyoruz diye, akşam karanlıklarında, hafta sonları, dershaneler önünde sefil oluyorlardı. Babam Türk geleneklerine ve de Atatürk'e çok bağlı bir insandı, uzun müddet direndi. O okullara, 'İngiliz taşoronu yerli hıristiyan misyoner okulları' diyordu. Orta okulda, ben Türk okuluna (yâni Türkçe eğitimli okula) gittim. Gerçi bundan çok utanıyordum; konu komşu, arkadaşlar, beni küçümsüyor, bazıları bu talihsizliğime acıyorlardı. Liseye başlayacağımda, babam bir de baktı ki, Türk Lisesi kalmamış. Topunu İngilizce yapıvermişler. Mecburen ben de "The Ne\v Byzantium College"a gittim. Okul, devletin "Küresel Eğitim Bakanlığı"na aitti, nispeten ucuz. Fakat derslerden hiç bir şey anlamadığım, İngiliz edebiyatına, Amerikan 'tarihine, Amerikan pop şarkıcılarının uyuşturucularla sona eren hayatlarına pek meraklı olmadığım için, kısa süre sonra okulu terk ettim. O gün bugün dükkânımızda çalışıyorum. Adı Ali'ymiş, ben hayretle, tedirginlikle dinliyorum. O da anlatacak adam arıyormuş herhalde. Bir çay getirdi, sallama Lipton çayı, yurt dışındayken nefret ettiğim, ne tadı, ne kokusu olan, plastik bardakta boya bir "çay". Allah Allah, diyorum, bizim nefis Rize çaylarına ne oldu? Demedim tabii, ayıp olur. Sonradan öğrendim ki, çay üreticileri, "küreselleşme", "özelleştirme", "devleti küçültme" laflarıyla batırılmış, Tekel idaresi dağıtılmış. Bu çay bozuntusu da Amerika'dan ithal. Onu da herkes alamıyor, kaynatıp çay niyetine sıcak su içiyormuş halk.
[Kitap özeti indir]