Bozkırda Bir Kral Lear kitap özeti kısa içerik
Sayfa sayısı : 46Kaynakçası :
Doküman türü : Microsoft Word
Annem, dostluklarında pek titiz davranırdı; yalnızca Harlov'u ayrı bir sevgiyle kabul eder, kusurlarına da aldırış etmezdi. Yirmi beş yıl önce atların yuvarlandığı derin bir çukurun hemen başında arabayı durdurarak annemin yaşamını kurtarmış. Dizginlerle koşumlar paramparça olmuş, ama Martin Petroviç tırnaklarının altından kan fışkırdığı halde gene de tuttuğu tekerleği bırakmamış. Annem onu, evinde yetiştirdiği on yedi yaşında öksüz bir kızla evlendirmişti. Martin Petroviç, o zaman kırk yaşlarındaydı. Karısı ince yapılıydı; onu evine avucu üstünde götürmüş, derlerdi. onunla kısa bir süre yaşadı. Bununla birlikte, kadın ona gene de iki kız çocuğu doğurmuştu. Annem kadının ölümünden sonra da Martin Petroviç'i korumayı sürdürdü. Büyük kızını soyluların gittiği kız sanat okuluna yerleştirdi; sonra da ona bir koca buldu. İkinci kızı için de bir kısmet hazırlamıştı. Harlov, işlerine iyi bakardı. Elinde üç yüz hektar kadar toprak vardı, yavaş yavaş da bu toprağın üzerinde birtakım yapılar yükseltmişti. Köylülerine gelince; onu nasıl saydıklarını söylemeye gerek yoktur. Ağır gövdeli olduğu için hemen hemen iç yürümez, "Toprak beni taşıyamaz" derdi. Her yere alçak, küçük arabasıyla gider, otuz yaşındaki, yaşlı ve cılız kısrağı kendisi sürerdi. Kısrağın boynunda bir yara izi vardı. Bu yarayı Borodino Savaşı'nda Muhafız Süvari Alayı'ndan bir başçavuşun astıyken almıştı. Bu kısrak, sanki dört ayağıyla aksarmış gibi yürürdü. Yürüyüş bilmezdi, bozuk bir tırısla giderdi. Yolun kıyısındaki mis otlarıyla pelinleri yerdi. Bu zavallı arık atın böyle bir ağırlığı nasıl taşıdığına hep şaşar dururdum. Komşumuzun kilosunu söylemeye cesaret edemiyorum. Arabada, Martin Petroviç'in arkasında Kazak kılıklı, esmer küçük uşağı Maksimka da vardı. Bütün vücuduyla, yüzüyle efendisine abanırdı. Çıplak ayaklarıyla arka tekerleklerin dingiline basınca, önündeki koca kitleye rasgele yapışmış bir yaprağı ya da bir böceği andırırdı. Gene bu çocuk, haftada bir Martin Petroviç'i tıraş ederdi. Bunun için de bir masanın üstüne çıktığı söylenirdi. Kimi şakacılar da bir yandan bir yana geçmek için efendisinin çenesi çevresinde koşmak zorunda kaldığını söylerlerdi. Harlov, uzun uzun evde oturmayı sevmezdi. Bu yüzden emektar arabasıyla, bir elinde dizgin (dirseğini biraz yukarı kaldırarak öbür elini dizinin üstünde tutardı), kafasının tepesinde kalan küçücük eski kasketiyle sık sık yollarda görülürdü. Ayı gözleri gibi küçük gözleriyle çevresine erkekçe bakar, rasladığı bütün köylüleri, tüccarları, zanaatçıları gür sesiyle selamlar, hiç sevmediği papazlara yakası açılmadık sövgüler savururdu. Bir gün elimde tüfekle yolda bana rasladığı sırada yolun kıyısındaki tavşanı görünce: "Kaçırma! Tavşan!" diye öyle bağırdı ki akşama dek kulaklarım çınladı durdu.
[Kitap özeti indir]